Haber Güncel
DJ YILDIRIM tarafından yazıldı. Pazar, 10 Mayıs 2009 19:59
Parmak izinden yüz tanımlama sistemi geliştirildi.Gazi Üniversitesi (GÜ) Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şeref Sağıroğlu başkanlığında yürütülen bir projeyle, dünyada ilk kez parmak izinden yüz tanımlayan bir sistem geliştirildi.
GÜ Rektörlüğünde proje hakkında bilgi veren Prof. Dr. Sağıroğlu, yaklaşık 8 yıldır üzerinde çalıştığı ve bugüne kadar 150 parmak izinden yola çıkarak, bu kişilerin yüzlerini tanımlamayı, yüzde 3-5 yanılma payı ile başardıklarını söyledi.
Projenin ilk aşamasında parmak izinden burun, göz ve kaş tanımı yapılabildiğini, daha sonra dudak ve çehrenin de tanımlandığını belirten Sağıroğlu, insanların parmak izleriyle yüzleri arasında bağlantı bulunduğu tezini bu şekilde ortaya koyduklarını anlattı.
Prof. Dr. Sağıroğlu, ''www.fingerprint2face.org'' internet sitesine parmak izlerini gönderenlerin yüzlerinin tanımlanacağını da bildirdi. Bu sayede projenin doğruluk oranı hakkında daha etkili bir sonuç elde edilebileceğini ifade eden Sağıroğlu, sistemin sadece Türkiye'de yaşayan kişiler üzerinde denendiğini, diğer ülkelerdekiler üzerinde işlerliğinin ölçülmesi için testlerin yapılması gerektiğini vurguladı.
Projeyi iki dünya konferansında sunduğunu ve katılımcıların heyecanlandıklarını belirten Sağıroğlu, ''Bir çok araştırmacı ortaklık teklifinde bulundu. Bu, Türkiye için ticari bir proje olabilir. Bunun patentini de aldık. 3 boyutlu yüz tanıma sistemini geliştirmek için çalışıyoruz. Binde bir kişinin bile yüzünü tanımlasak büyük başarı. Bu çalışma alanında ilk, bu Türkiye açısından çok önemli. Türkiye'de bazı kurumlar bizimle projemiz hakkında görüştü. Tamamlandığında talep olacağına da inanıyoruz'' diye konuştu.
Sağıroğlu, daha sonra GÜ Rektörü Prof. Dr. Rıza Ayhan'ın sistem üzerinde parmak izinden yüzünü tanımladı. Bilgisayardaki yüzün kendisine benzeyip benzemediğinin sorulması üzerine Prof. Dr. Ayhan, ''Bir çok karikatüristten daha iyi çizdi. Bu, başarılı bir çalışma olacak'' dedi.
AYNI ANDA 2 FARKLI PLASTİK ÜRETECEK MAKİNE
GÜ'de düzenlenen program kapsamında ayrıca GÜ ile Özler Plastik AŞ arasında bir protokol imzalandı. GÜ Rektörü Prof. Dr. Ayhan, protokolün Türkiye'de sanayi ile üniversite işbirliği konusunda ilklerden biri olduğunu belirtti.
Protokolün içeriğine ilişkin AA muhabirine bilgi veren GÜ Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Metin Salamcı, finansmanının yüzde 50'sini TÜBİTAK'ın hibe mahiyetinde desteklediği, yüzde 50'sinin ise Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı tarafından verilen krediyle karşılanan proje kapsamında, aynı anda iki farklı plastik üreten makineyi yapacaklarını söyledi. Salamcı, bu sayede hem enerji hem de mekan tasarrufu sağlanacağını vurguladı.
Özler Plastik A.Ş. Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Murat Özadam ise dünyada ilk olacak makine fikrini oluşturduklarını ve bunu Gazi Üniversitesi ile paylaştıklarını anlattı. Makinenin 24 ayda tamamlanacağını bildiren Özadam, ''İnşallah bu projenin sonucu da başlangıcı kadar iyi olur'' dedi.
DJ YILDIRIM tarafından yazıldı. Pazar, 10 Mayıs 2009 19:55
ABD'nin Afrika'da kurduğu güneşten elektrik üretme sisteminin benzeri Isparta'da oluşturuldu. Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Yenilenebilir Enerji Kaynakları Araştırma ve Uygulama Merkezi (YEKARUM) Müdürü Yrd. Doç. Dr. İbrahim Üçgül, ABD’nin Afrika’da kurduğu güneş enerjisinden elektrik üretme sisteminin bir benzerini Isparta’da oluşturduklarını bildirdi.
Üçgül, YEKARUM bünyesinde güneşe yönelik çeşitli projeler yürüttüklerini, bu projelerin başında da güneşten elektrik enerjisi elde etmenin geldiğini ifade etti.
Yaptıkları çalışmalarda Isparta ve Antalya’nın güneş potansiyelini değerlendirdiklerini anlatan Üçgül, incelemelerinin ardından bölgenin güneşten enerji üretmek açısından önemli bir potansiyeli olduğunu tespit ettiklerini kaydetti.
Güneşin insanlara sunulan önemli bir enerji kaynağı olduğunu ve çevreye hiçbir zararının bulunmadığını belirten Üçgül, gelişmiş ülkelerin de güneşin bu potansiyelini görerek, bu yönde çalışmalara başladıklarını bildirdi.
Üçgül, bu ülkelerden birinin de ABD olduğunu, ABD’nin Afrika kıtasındaki bazı noktalarda "güneş tarlaları" oluşturduğunu bildirdi.
ABD’nin bulunduğu topraklarda yeterli ölçüde güneş potansiyelinin olmadığına değinen Üçgül, şöyle devam etti:
"Bu nedenle sistemi Afrika’ya kurdular. Ama biz yeterli potansiyele sahibiz. O zaman ne diye bekliyoruz? ABD’nin Afrika’ya kurduğu güneşten elektrik elde etme sisteminin bir benzerini Isparta’da oluşturduk. Bunu SDÜ olarak gerçekleştirdik. Türkiye’de bir ilke imza atarak, güneş santralleriyle çevreye zarar vermeden yerli elektrik üretiminin altyapısını hazırladık."
Yatırımcılara da seslenen Yrd. Doç. Dr. Üçgül, güneş enerjisini elektriğe dönüştürmek üzere yatırımlara başlanması gerektiğini, bu konuda bilimsel altyapının SDÜ tarafından hazırlandığını bildirdi.
Güneş enerjisini soğutmada kullanmaya yönelik projelerinin de olduğunu anlatan Üçgül, bu sistemin özellikle klima kullanımının arttığı bölgelerde enerji tasarrufuna imkan sağlayacağını kaydetti.
İbrahim Üçgül, yaz aylarında klimalara aşırı yüklenmeden dolayı zaman zaman elektrik kesintileri olduğunu hatırlatarak, "Güneş enerjisini soğutma sisteminde de kullanabiliyoruz. Akışkan suyla 35-40 derece sıcaklıktaki bir ortamı 5 dereceye kadar soğutabiliyoruz. Soğutucu akışkanlar kullanıldığında da sıcaklığı eksi 18’lere kadar düşürmeyi başardık" dedi.
DJ YILDIRIM tarafından yazıldı. Pazar, 10 Mayıs 2009 19:52
Elektronik devlet (e-devlet) uygulaması giderek yaygınlaşıyor.
Özel sektörün yanında kamu da özellikle ıslak imzadan vazgeçerek işlemleri internet ortamına taşıyor. Gümrüklerdeki başarılı uygulamanın ardından Sanayi Bakanlığı da iki hizmetini e-imza ve e-belge yoluyla sunmaya başladı.
54 bin işlemi elektronik ortamda gerçekleştiren bakanlık, 5,1 milyon lira noter ücretini ödemekten de kurtuldu. Böylece 2,6 milyon adet ıslak imza atılmamış oldu.
Sanayi Bakanlığı, tüketicilerin korunması için en önemli belgelerden olan "Garanti Belgesi" ve "Satış Sonrası Hizmet Yeterlilik Belgesi" düzenlemesi işlemlerinde bürokrasiyi azaltmak için e-imza ve e-belge uygulamasına geçti. Söz konusu uygulamayla Ocak-Aralık 2008 döneminde 54.214 elektronik işlem gerçekleştirildi. Ayrıca uygulamayla 1,9 milyon adet A4 kağıt kullanılmadı ve 41 bin kilovatsaat elektrik tasarrufu sağlandı. Bakanlık, e-imza ve e-belge sistemiyle önemli para tasarrufu sağladı: Uygulamayla 5,1 milyon lira noter ücreti ile 59,4 milyon lira iş takip ücreti ödenmemiş oldu. Öte yandan bakanlık, bakanlık faaliyetleriyle ilgili son 7 yılın fotoğrafını çekti. Esnaftan sanayiciye, girişimcilerden küçük ve orta boy işletmelere kadar bütün hizmetlere ayrıntılı bir şekilde ortaya konduğu çalışmada ilginç bilgilere yer veriliyor. Esnaf ve sanatkâra özel önem verildiğine vurgu yapılan bakanlık çalışmasında örnek olarak, esnafın kredi faizleriyle kullandığı kredi miktarları gösteriliyor. Son 7 yıl içinde esnaf-sanatkâra kullandırılan sübvansiyonlu kredilerin faizleri yüzde 50'den yüzde 10'a düşürüldü. Aynı dönemde esnaf-sanatkâra kooperatifler aracılığıyla kullandırılan krediler 2002'de 153 milyon lira iken bu rakam 22 kat artışla 2008'de 3,3 milyar liraya yükseldi. Ayrıca esnaf için 5 bin lira olarak belirlenen kredi üst limiti geçen yıl 50 bin liraya çıkarıldı. Önemli bir veri de, 2002-2007 yılları arası 50 bin esnafa kredi kullandırılırken bu rakam geçen yıl 765 bin olarak gerçekleşti. Bunun yanında imalatçı esnafa sıfır faizli kredi, vergi ve SSK ödemelerinde kolaylık, KOSGEB destekleri vb. çalışmalar da bakanlığın küçük ve orta boy işletmelere verdiği destekler arasında sıralanıyor.
DJ YILDIRIM tarafından yazıldı. Pazar, 10 Mayıs 2009 19:49
Örümcek ağının çelikten daha sağlam ve daha hafif olduğu zaten biliniyordu. Ancak bilim adamları, bununla yetinmeyip, az miktarda metal ekleyerek örümcek ağını olduğundan üç kat güçlü hale getirdiler.
Tekniğin, çok sağlam tekstil ürünlerinin ve yapay kemiklerle tendonlar gibi yüksek teknoloji tıbbi materyallerin üretilmesinde yararlı olabileceği belirtiliyor.
Almanya'daki Max Planck Mikroyapı Fizik Enstitüsü'nden araştırmacı Mato Knez, "Çalışmamız, diğer birçok bio-materyaller gibi pratik uygulamalarda büyük bir potansiyel sunuyor. Kırılmaya dayanıklı olan ağ, aynı zamanda uzuyor" dedi.
Yeni geliştirilen bu teknolojinin cerrahi işlemlerde de kullanılabileceği belirtiliyor. Araştırma grubu, protein kolajenlerinden oluşan lifleri güçlendirmek için bu süreci kullandılar.
DJ YILDIRIM tarafından yazıldı. Pazar, 10 Mayıs 2009 19:46
Japon bilim insanları, koyun vücudunda organ yetiştirmeyi başardı. Maymun kök hücrelerinden üretilen "yedek" pankreas, koyundan alınıp diyabetli bir şempanzeye aktarılacak. Ancak projenin lideri olan, Prof. Yutako Hanazono, bu teknolojinin insanoğluna nakledilecek karaciğer, kalp ve pankreas gibi organların üretilmesi için kullanılacağını söyledi.
Yaşayan bir hayvan içinde üretilen organın bir tüp içinde üretilen bir organdan daha etkili olduğunu söyleyen Prof. Hanazono çok yavaş ilerlediklerini, artık daha hızlı olunması gerektiğini belirtti.
Prof. Hanazono, bu aciliyetinin sebebinin ise Japon yasalarına göre ölümün kalbin tamamen durduğu an olarak tanımlanması ve beyin ölümü gerçekleşmişse bile organ nakline izin verilmemesi olduğunu söyledi.
Diğer Makaleler...
Sayfa 1 / 3


